Birinci Dünya Savaşı sonrasında Üçpınar köyüne yerleşen Ahmet Üçpınar, 1927 yılında Asar denilen Tuzla’daki (şimdiki Boğaziçi mahallesindeki) çiftliğimizin olduğu bölgeyi satın almış ve o zamanki Yahudi bir arkadaşının geniş arazilerinde celeplik yapmaya başlamıştır. 1000 büyük baş hayvan ile yapılan hayvancılık faaliyeti, Yunanistan’a yapılan canlı hayvan ticaretiyle giderek büyümüştür.

1930’lu yıllarda Çömlekçi köyünden, Varvil (şimdiki Dörttepe) köyüne kadarki orman arazisi imar edilmiş ve delice zeytinleri aşılanmıştır. Canlı hayvancılık bu bölgeye kaydırıldığı için deliceler, büyükbaş hayvanların uzanamayacağı yükseklikten aşılanmıştır. Bu nedenle gerek Boğaziçi, gerekse Dörttepe’deki zeytinliklerimizdeki zeytinlerimizin beden boyları 2-3 m. arasındadır.

İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Yunanistan’la canlı hayvan ticareti durunca, pamuk ve zeytin tarımına başlandı ve 1950 yılında Dörttepe köyünün içinde taş değirmen ve presli bir zeytinyağı fabrikası kuruldu. O günlerin koşullarında Slavia marka büyük, ağır devirli bir motor, geniş bir zeytin depolama alanı, odun ile ısıtılan sıcak su tankı, zeytin presi ve iki adet dinlenme havuzu ile bölgenin zeytinleri işlenirdi. Elektrik olmadığı için santrifüj kullanılmazdı. Dinlenme havuzlarının ilkinde biriken yağ, biriktiği havuzun üstünden ikinci havuza akar, ilkinde kalan acı karasu dereye salınırdı. Bu karasu az da olsa ayrışmamış yağ içerdiği için derede zeytinyağı da birikirdi. Köyün yoksulları ellerinde maşrapalarla gelip, o yağı kovalara aktararak yiyecek yağlarını toplarlardı.

20 Kasım 1953’te zeytinlikte kalp krizi nedeniyle hayata veda eden Ahmet Üçpınar’ın yerini alan 2. kuşak Üçpınar’lar, tarım ve hayvancılık faaliyetlerine miras yoluyla bölünerek küçülen arazilerinde devam ettiler. Bu süreçte 3. Kuşak Üçpınar’lar ise öğrenim hayatlarına büyük şehirlerde devam ediyorlardı. 

2. Kuşağın en büyüğü, ailenin “Osmanlı kadını” Makbule Üçpınar (Tireli), Raşit Tireli ile 1946 yılında evlenerek Alaçam köyüne yerleşmiştir. Dörttepe’deki zeytinliklerden at sırtında getirilen delice zeytinleri eşine ait arazilere aşılayarak diken “Raşit garısı”, kocasının ticaret yapmasına paralel olarak zeytincilik yapmaya başlamıştır.

Çok istemesine rağmen bir çocuk sahibi olamayan Makbule Tireli, eşinin ölümünün ardından 20 yıl daha zeytinciliği sürdürmüş, 80 yaşından sonra sağlık sorunları nedeniyle “göz nuru” olarak nitelendirdiği zeytinliğini yeğeni, 3. kuşaktan Dr. Çağlayan Üçpınar’a devretmiştir.

Çağlayan Üçpınar’ın babası Hüseyin Üçpınar da 2020 yılına kadar işlemeye devam ettiği Dörttepe – Çakalderesi mevkiindeki ve Boğaziçi köyündeki zeytinlikleri, yaşlandığı ve artık ilgilenemeyeceği gerekçesiyle oğluna devretmiştir. 

 2020 yılına sadece doktorluk yapıp genel olarak tarımın dışında kalmış olan Çağlayan Üçpınar, arazilerin kendisine devredilmesiyle zeytinciliğe ilgi beslemeye başlamış ve dünya kalitesinde zeytinyağı üretmeyi hedeflemiştir.  Zeytinciliğin atadan görülen yöntemlerle sürdürülemeyeceğini farketmiş, oluşturulan üretim planı çerçevesinde zeytinlikleri ıslah edip organik tarıma yönelmiştir. Gerçekleştirilen ıslah sürecinin ardından üretilen ilk ürün, “Milas Zeytinyağı” coğrafi işaretini almıştır. 2020 yılında, butik zeytinyağı üretimi için ALABOĞAZ şirketi kurulmuş, 4. Kuşaktan Arda Oğul Üçpınar da üretim ve pazarlama süreçlerine katılmıştır.